181 İnsan iki şey ile kendisini ihtiyarlamaktan kurtarır: biri iyi iş ve diğeri iyi söz.
Yusuf Has Hacib
Kutadgu Bilig
filozof sanata, sosyolog edebiyata aşıktır…

Sıfırda insancıl yaşamamız başladı
Sıfırda koptun kayboldun aradık
Sessiz ya da rüzgarlı kıyılardan
Sana seslendik kör kuyu
Yokluğun orda çiçeklerde
Dünya seninle de sensiz de aydınlık
Başka tutkularımız var beraber yalnız Devamını Oku
Bir ülkede eğitim ve adalet sistemi iyi olmadığı müddetçe, adil olmadığı sürece hiçbir sorun çözülemez. İdam cezası getirerek, cezaları ağırlaştırarak kadınlar ve çocuklara karşı işlenen suçları engelleyemezsiniz. Amerika’da, Çin’de, İran’da, Suudi Arabistan’da ki idam cezasının varlığı, bu ülkelerde ki suç oranını azaltıyor mu? Bizim ülkemize idam cezası gelse ne olur, bürokrasi bile kendi seçtiği savcının hakimin kararlarını sorgularken, aynı suçlar için farklı cezalar verilirken, vatandaş nasıl adalet sistemine güvensin? Bu ülkede bir zamanlar idam cezası vardı. Akabinde Başbakanı, bakanı idam ettiler. Eşitlik olsun diye bir sağdan, bir soldan gencecik yavruları idam ettiler. Küçük yaştaki çocukların yaşlarını büyütüp idam ettiler. Şimdi idam cezası gelse farklı bir uygulama mı olacak? Devleti yönetenler, bürokratlar ve kanun uygulayıcıları kanunları ve cezaları kendi menfaat ve çıkarları doğrultusunda kullanırlarsa, bunun sonucu ne olur? Bu ülkede her yıl yüzlerce kadın, çocuk ve hayvan öldürülüyor. Devamını Oku
İstediğiniz kadar uzatın bekleyişi
gördüğüm şey öylesine berrak
ve bu berraklık bir masal gibi
öylesine bırakmıyor ki beni
şu uyağı koyunca
çok daha güzel bir hayata tırmanacağım
ikinci dize uyunca.
En basit bir soruya bile ihtiyacı yok artık:
Tüm ayrıntılarıyla görüyorum işte
nağme nağme yükseliyor
taş taş üstünde yükselir gibi
ve ne bir pislik ne de bir toz zerresi
tüm hatlarıyla görüyorum yükseliyor
pırıl pırıl yüzyıllardan katlarıyla Devamını Oku
Bir oğlan vardı, babasının çatısı altında yaşamaktan yorulmuştu, sürekli yapılan azarlamalardan rahatsızdı:
Eğer kullanmıyorsan, vantilatörü kapat.
Boş odada televizyon açık… Kapat onu!
Kapıyı kapat.
Böyle suyu israf etme.
Bu küçük şeyler onu sinirlendiriyordu. Ama bu sözlere katlanıyordu ta ki bir fırsat çıkana kadar: bir iş görüşmesi.
Bu işi aldığımda bu şehri terk edeceğim. Babamın artık azarlamalarını duymayacağım. Devamını Oku
Bir adamı çalışmak için Doğu Almanya’dan Sibirya’ya göndermişler. Adam mektuplarının sansür görevlilerince okunacağını biliyormuş, bu yüzden daha gitmeden dostlarına, aramızda bir şifre belirleyelim. Benden aldığınız mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur, kırmızı mürekkeple yazılmışsa yanlıştır, demiş. Bir ay sonra dostları ondan ilk mektubu almışlar. Mektup mavi kalemle yazılıymış ve mektupta şöyle deniyormuş: Burada her şey harika, mağazalar tıka basa gıda maddesiyle dolu, sinemalarda güzel filmler var, daireler geniş ve lüks. Bulamayacağınız tek şey kırmızı mürekkep.” Şimdiye kadarki durumumuz bu şekilde değil mi? İstediğimiz bütün özgürlüklere sahibiz, tek eksiğimiz kırmızı mürekkep. Kendimizi özgür hissediyoruz, çünkü özgür olmadığımızı ifade edecek dilden yoksunuz.
Slavoj Zizek
İlkyaz kendiliğinden
Sana hiç sormadan gelir
Dokunsan uçar gider
Az önce buradaydı
Bir kelebeğin kanadında
Bir demet çiçek gibi
Dalın üstündeydi gördüm
Bir yapraktan süzüldü
Dağıldı suyun parlak yüzünde
Sonra yayıldı yere
Az önce buradaydı
Aşk da ilkyaz gibidir
Yaşadığın yerde vardır
Aradığın yerde yok.
Afşar Timuçin