Ömer Hayyam Rubai

Yıldızlar ve ay kıyamet kopuncaya kadar gökyüzünde parlamaya devam edecek, bu dünyada aşk şarabından daha güzel ne var, şarap satanlara şaşarım, şaraptan güzel ne var.
 
Yıldız ve ay her zaman gökte olacak
Saf şaraptan iyiyi sanma bulacak
Şarap satan insana ben çok şaşarım
Satıp, ondan güzel bir mal mı alacak
 
Ömer Hayyam

Tuğrul Özdemir Bir Nefes Misali Ölüm

Ölüm her an yanımızda, kimse bilemez ölüm vaktini, gençliğe bile güvenmemek gerekir. Ölüm insanlık için bu hayattaki en adil şeydir. Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.
 
Bir nefes kadar yakın ölüm
Gölgem misali geziyor yanımda
Geldi, geliyor, gelecek derken her adımda
Birde bakarsın ki ölüm tam arkanda
Ayrılmak istemesde ruhun bedende
Görünür ölüm her bir yerde Okumaya devam et

William Shakespeare Sone 2

Karakışın ayazı o tatlı yüzüne vurduğu zaman, derin çukurları kapanır alnının, nerde o gençliğinin kibirli yanı, hani nerde süslü giyimin, bir kışa hükmedemedin, çok güvendiğin güçlü yanın, doğaya yenildi.
 
Kırk yılın kışı, güzel alnını kuşattı mı
Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık
Gençliğinin kibirli, süslü giyim kuşamı
Beş para etmez olur, hırpani yırtık pırtık
O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir
Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu Okumaya devam et

Ali Özdemir Ölümden Gayrı

vavÖlüm değil ayrılık korkutur beni, ateş içinde İbrahim’im ben, Mecnun’a aşkı sorarlar, Mecnun Leyla benim der, aşk benim, Leyla’nın aşkı benim der.
 
Ölümden gayrı ayrılık korkutur
Çıplak ateşin içindeki İbrahim benim
Mecnuna aşktan yana sorarlar
Der ben Leylayım, Aşk’ı Leyla benim
 
Ali ÖZDEMİR
Çile-i Aşk

Pir Sultan Abdal Bir Güzelin Aşığıyım

Bir güzele aşık oldum, o yüzden beni kınarlar, gündüz hayalime gelir, geceleri düşlerime, çölden çöle savrulurum kimse bilmez halimi.
 
Bir güzelin aşığıyım erenler
Onun için taşa tutar el beni
Gündüz hayalimde gece düşümde
Kumdan kuma savuruyor yel beni
Al gül olsam al gerdana takılsam Okumaya devam et

Ömer Hayyam Rubai

Bu dünya insanlar için insanlık için yaratıldı. Dünyayı insan için süslediler ve yaşa dediler. Hepimiz bu dünyada birer yolcuyuz, dünyada iyi yaşamalıyız ki o bizi toprağına gömmeden.
 
Dünyayı süslediler, bir şey kalmadan
Bu süslere inanma, akıl olmadan
Giden de çok dünyadan, gelen de ama
Sen payını al ondan, seni almadan
 
Ömer Hayyam

Ömer Hayyam Rubai

Nice insanlar geldi bu dünyaya, neler istediler, ne umdular, ne buldular, hepsi bırakıp gitti. Sakın kendini kalıcı sanma bu dünyada, herkes kalmak istedi ama kimse kalamadı.
 
Geçmiş günü beyhude yere yad etme
Bir gelmemiş an için de feryat etme
Geçmiş gelecek masal bunlar hep
Eğlenmene bak ömrünü berbat etme Okumaya devam et

Tuğrul Özdemir Bilmeden Beklemek

Bazen insan öylece bekler, neyi ve neden beklediğini bilmez, bir arayış içindedir. Ne kimi aradığını bilir, ne de neden aradığını bilir, sadece bekler. Kavuşamayacağını bildiği halde, ağlayacağını bildiği halde bekler.
 
Beklemek
Neyi neden olduğunu bilmeden
Sonsuz bir arayış
Kimi nasıl bulacağını bilmeden
Sevmek bir gülü
Senin olamayacağını bilerek Okumaya devam et

Dadaloğlu Aladağ

Dumanlı dumanlı bakarsın yaylamıza yüce Aladağ, ne güzelde bezenmişsin sarı çiçeklerle yiğitlerin yatağı Aladağ. Dilberlerin ne güzel bakar ala ala Aladağ.
 
Dumanlıdır Aladağ’ın alanı
Ortasında sarı çiçek savranı
Yiğitler durağı aslan yatağı
Dilberlerin hep de böyle ala mı
Pınarında bir yenice sağlık var
Çimeninde ıstar görmüş yağlık var Okumaya devam et

Karacaoğlan Ağlayı Ağlayı Düştüm Yollara

Ağlaya ağlaya düştüm ben bu yollara, gözyaşlarım karıştı boz bulanık sellere, yerini yöresini kimsenin bilmediği yerlere gitmedikten sonra bu gönül yardan nasıl ayrılır.
 
Ağlayı ağlayı düştüm yollara
Karışayım boz bulanık sellere
Adı sanı bilinmedik illere
Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz
Ahım kaldı şu gelinin ahdinde
Deremedim güllerini vaktinde
Karanlık gecede kolum altında
Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz
Gözüm kaldı şu kaplanın postunda Okumaya devam et

Tuğrul Özdemir Boş Geçen Bir Yıl

Acılara tutunarak yaşadım bomboş geçen bir yıl boyunca, ağladım, sızladım, kendimi unuttum, ben olmaktan çıktım. Bomboş geçen bir yıl yaşadım yazmadım, yazamadım, yazdırmadılar.
 
Boş geçen bir yıl
Acılara tutunarak
Ağlayıp sızlayarak
Kimliğini unutarak
Benliğini yititrerek
Boş geçen bir yıl
Ne kalem elde Okumaya devam et

Mevlana Birliğe Ulaş

Topumuz bir tek inciyiz, hepimiz tekiz tek, başımız da tek, aklımız da tek, gövdemizde tek, neden bu ikilik, nerden çıktı bu bencillik. Şu gök kubbenin altında aynı havayı soluruz, aynı toprağa basarız, bırak bu fani işleri insanoğlu birliğe ulaş. 
 
Beri gel, daha beri, daha beri
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle
Bu hır gür, bu savaş nereye dek
Sen bensin işte, ben senim işte
Ne diye bu direnme böyle, ne diye
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye
Zengin yoksulu hor görür, ne diye Okumaya devam et

Yunus Emre Aşksızlara Verme Öğüt

Yunus EmreKalbinde aşk sevgi olmayan adama öğüt vermek deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Aşkı bilmeyen Ademoğlunun hayvandan ne farkı vardır ki, hayvan ne anlar öğütten. Ey insan ehil insandan uzak durma, her daim kalbini aşka aç.
 
Aşksızlara verme öğüt
Öğüdünden alır değil
Aşksız Adem hayvan olur
Hayvan öğüt bilir değil
Eksik olman ehillerden
Kaçagörün cahillerden
Tanrı bizar bahillerden
Bail didar görür değil
Kara taşa su koyarsan Okumaya devam et

Seneca Sözleri

Kalbi olan sever, sevilmeyip kaybetse bile, inadına durmadan herşeyi ve herkesi sever, yenilgilere inat sevmeye devam eder. Kalbi olmayan insan sevmez, sevemez. Hiçbir zaman yenilmez. Çünkü hiçbir mücadeleye girmez. Her zaman kazandığını zanneder, kaybettiğinin farkına asla varamaz.Tek kendini sever onu bile doğru dürüst beceremez.
 
Sevip de kaybetmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir. 
Seneca

Kanuni Sultan Süleyman(1495-1566)

Kanûnî Sultan Süleyman, 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon’da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun‘dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı.Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye başladı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun’dan (Yavuz Sultan Selim’in annesi) aldı.

Okumaya devam et