Artmasını isteriz en güzel varlıkların Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin Kendi ateşin besler ruhunun alevini
Hey oğul, güzel oğul, avucunda kıskıvrak Vaktin dönek aynası, bir de saatli orak Sen ay gibi büyürken, serpilip gelişirken Hepten çokmuş görünür kim varsa seni seven Yıkımlara egemen olan Doğa tanrıça Devamını Oku
Ah, sen kalbimi ezdin geçtin gaddarlığınla Şimdi üstüme atma tüm kötülüklerini Beni gözünle değil, şu dilinle yarala Hileyle değil, gerçek gücünle öldür beni Gözüme baka baka, ‘Sevdiğim başkası,’ de Devamını Oku
Bir an sevinç duyarken, korkuyorum sonra hemen
Haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi
Bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken
Sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi
Bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle
Doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra
Senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte
Ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya
İşte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum
Ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum. William Shakespeare
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş
Hayalinle apaçık kalsın, dileğin bu mu
Sana benzer gölgeler, gözümle eğlensin de
Keyfince parçalayıp geçsinler mi uykumu
Gönderdiğin, ruhun mu canevinden uzağa
İşlerime gözkulak olsun, düşürsün diye
Aylak saatlerimi, utancımı tuzağa
Hasedine, kuşkuna yardakçılık etmeye
Hayır, sevgin çoksa da büyük değil o kadar
Benim kendi aşkımdır vermeyen uyku durak
Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir
Gece gündüz el pençe divanım buyruğuna
Geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir
Sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna
Senin için, sultanım, saatleri gözlerken
Ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere
Kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken
Ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım
Kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler
Yola koyuldum ama, ilerlemek ne de zor
Şu yorucu yol var ya, ben sonuna vararak
Rahata kavuşmayı umarken, şöyle diyor
Sen ne kadar gidersen dostun o kadar ırak
Beni götüren hayvan, üzüntümün yorgunu
Güçbela yürür benim dert yükümü taşırken
Zavallı, bir sezgiyle öğrenmiş sanki şunu
Güzelliğinin biçimini gönlümün levhasına çıkardı
Bedenime gelince, o da bu resmin çerçevesi oldu işte
Malum, resmin konumundan bilinir usta ressamın sanatı
Seni olduğu gibi yansıtan resim nerde diyorsan
Ressamın içine bakıp hünerini orda görmelisin
Camlarının parlaklığını senin gözlerinden alan
Göğsümdeki sergide asılı resme ulaşmalısın