Posted on

Yılmaz Odabaşı Yakarım Geceleri

Aşkımın kopyası rüzgarların, aslı benim olacak. Bizi ayrılık saracak, bulutlar deli olacak. Ayrılık sarhoş etti beni, dur artık başım dönüyor. Kavuşmayı özledim. Silahlar kuşandım, bu aşkın kirli yüzü sensin. Geçtim borandan tipiden, yitirdim gül bahçelerimi, ellerimi tutmazsam gülüm, yatamam geceleri.
 
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Aslı bende kalacak
Bizi hasret saracak
Bulutlar çıldıracak
Ayrılık başımı döndürüyor
Kavuşmayı özlettin
İntiharlar kuşandım  (daha&helliip;)
Posted on

Yılmaz Odabaşı Aşk Bize Küstü

Biz bu kalleş şehre sığdık ama bu kalleş şehir bize sığamadı. Karanlık gecelerde ay ışığı gölgeler büyüttü bizim için, yalnız, silik, bir çığlık gibi. Bir hayalet gibi yalnız bıraktı gölgemizle bizi. En sonunda aşk bize küstü.
 
biz bu kentlere sığdık da
bu kentler bize sığmadı Asiya
ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında
arttıkça yalnız, sustukça silik
ay ışığı gölgeleri büyüttü,
son kuşlar da vuruldular dağlarda
yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin
çağın vebalı gövdesinde (daha&helliip;)
Posted on

Yılmaz Odabaşı Yenik Serçe

Bu şehrin bütün sokakları dar yapılmıştı, biz yan yana yürümeyelim diye, ama biz yürürdük yan yana yana yana yürürdük, dar sokaklara inat. Adı Nevin, şarap içer, yağmur giyerdi geceleri. 
 
yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi
Adana’da yollara dizilmiş garlarda
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri (daha&helliip;)
Posted on

Yılmaz Odabaşı Sen Ateş Ol Ben Yanayım

Sen ateş ol sen tutuştur ben bir ömür boyu yanarım, sen yaz sıcağında güneşlenmene bak, ben kış ayazında bir ömür boyu donarım. Gölgeler uzasın, ışıklar sönsün, sen tutukla ben hükümlü kalırım.
 
tenin tenimde ben sana haldaş olayım
bir yaprak gibi dalına sarılayım
uğruna yanılayım, uğruna yorulayım
ahını ahıma kat sevdan olayım
sesime bir ilmek at sesine tutunayım
sen ateş ol ben yanayım
sen yaz ol ben ayaz kalayım
uzasın gölgeleri şu ışıkların (daha&helliip;)
Posted on

Yılmaz Odabaşı Kendine Benim İçin Bir Gül Ver

Sensizliğin yar oldu bana, sensizliği sen nerden bileceksin, korkma kendinin ellerinden tut, bana bir gül ver. Bak karlar erimiş, bahar sulara inmiş, dağlar için sular için bana bir gül ver, söküldüğüm günler için bana bir gül ver, avuttuğum düşler için bana bir gül ver.
 
Sensizlikle flört etmeyi sen değil, sensizlik bilir
sesi ses, sessizliği sensizlik bilir
Korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut
Çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
Hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver (daha&helliip;)
Posted on

Yılmaz Odabaşı Dağınık Gazel

Bu bir dağınık gazeldir, yaşanmış kendi içinde sömürge bir ülke için. Çocukluğum kalır, gençliğim kalır, göç geçer, acı bir çığlık gibi hüzünlü bir ayrılık kalır. Bu memlekette nem var, nem varsa sende kalır. Anılardan bir haz, ardında bir dağınık gazel ile, kül ile, ankara’da bir ölü yılmaz kalır.
 
“eski güzel şeylerden değil, yeni kötü şeylerden başlamak gerekir.”
Walter Benjamin
 
göç
geçer
geçer ayrılıklar baladı
siyah bir orman olur gençliğimiz (daha&helliip;)

Yılmaz Odabaşı Ey Hayat

Ey hayat, sen yansıyan sularda bir dolunaysın.Aslında bizler yokuz.Ömrümüz bizi yok sayar.Yaşam gelir vurur ömrümüze tutulur dillerimiz.lal olur konuşamazsın.Eller güler eğlenir, senin boynun bükük.Yar hasreti yüreğinde doğrulamazsın.Sesinde çığlıklar birikir.Konuşamazsın.Yaş kemale erer.Yollar yarılanır.Ne ölebilirsin ne de yaşayabilir.
 
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın (daha&helliip;)