Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir
Bir geliş var! Ne mübarek, ne garib alem bu!
Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir
Bir yiğit de anasından doğunca
Kur’ağaçta bir dal bitmiş gib’olur
Yaşı varıp on beşine değince
Yükünü kumaştan tutmuş gib’olur
Aşıklar sazını eline alsa
Güzeller perdesin yüzüne vursa
Bir yiğit sevdiğin sesini duysa
Arzularım kaldı bir Arap atta
Koyma kadir Mevla’m gamda firkatta
Düğünde bayramda ağır ziynette
Anar mı ola emmi dayı il bizi
Getir oğlan ben geyeyim postumu
Kimse bilmez garazımı kastımı
Gurbet ilde koydum geldim dostumu
Geri dönsem kınar m’ola il bizi
Dost elinden içtim içtim mat oldum
Kahpe felek güldü ben de şad oldum