Tuğrul Özdemir Yol, Yolcu ve Öğretmen


YOL, YOLCU VE ÖĞRETMEN

Birgün hiç ummadığınız bir anda, hiç ummadığınız bir yerde ama belkide tam ihtiyacınızın olduğu bir zamanda biri yada birşey çıkar yürüdüğünüz yolda tam karşınıza, sakin ve mutlu giden veya hırçın ve mutsuz giden hayatınızda, yürüdüğünüz ama yol almadığınız, yol aldığınızı zannettiğiniz bir yolda, içinizdeki ışığın farkına varan ve ateş gibi yanmanız ve yakmanız için size kıvılcım olacak biri, birileri veya birşey girer hayatınıza. Her insanın hayatında böyle dönüm noktaları vardır. Böyle dönüm noktalarında ise insanlar çok önemli kararlar alırlar. Önemli olan dönüm noktalarının farkına varabilmek ve dönüm noktalarında doğru indikatörü kullanabilmektir. Karşımıza çıkanlar çok şey öğretir. Bu kişiler veya nesneler, bizi hayata hazırlayan, bize yeni yollar açan, o yollarda yürümeyi öğreten, yürürken gözümüzü açmayı, sadece bakmayı değil görmeyide öğreten kişilerdir. Duyularımızı açıp denge, ahenk ve uyum içinde bedenimiz ve ruhumuzla iç ve dış dünyayı hissetmemizi sağlarlar. Hayata hazırlarlar. Hayatımızı değiştirip, ışığı gösterirler. Hayatları alt üst eden, korkutan, başlangıçta anlayamadığımız ama anlattıkça anlatmasını istediğimiz, bizleri seven kişilerdir. Cevapları veren kişiler değil, sorular soran kişilerdir. Sorular sormamızı, sorgulamamızı sağlayan kişilerdir. Çünkü insanı cevaplar değil, sorular aydınlatır. Yolumuza çıkarlar ve hayatımızdan geçerler sadece değişimi ve gelişimi gerçekten isteyenler, gönülden isteyenler birşeyler öğrenirler. Karar verenler ve harekete geçen kişiler. Öğretene katlanmak zordur, öğrenenin en büyük sınavı sabırdır ve öğreten her zaman öğrenenin sabrını ölçer. Bilgiye hiçbir zaman kolay yoldan ulaşılamaz, ulaşılsaydı eğer etrafımız bilgelerden, ermişlerden geçilmezdi. Hayatın her alanında bilgiye ulaşmanın yolu çok çalışmaktan, sabır ve çileden geçer. Zamanın akışı içinde ise bu bedensel ve ruhsal eğitim sürekli devam eder. Öğrenir ve öğretiriz. Kimi farkına varmadan yapar, kimi farkında olarak yapar. Öğrenmekte öğretmekte zordur. İhtiyacımız olduğu anda veya değişmemiz gerektiği anda karşımıza çıkan kişi, kişiler veya canlı cansız diğer varlıklar, duymak istediklerimizi, bu zamana kadar duyduklarımızı değilde, kendi ruhları ile kendi bedenleri ile duyduklarını, bazen kendi dilleri, bazen kendi dilimizden, bazen kendi halleriyle, kendi tecrübelerini ve bildiklerini, bilmediklerini bize anlatmaya çalışırlar. Bakmamızı ve görmemizi isterler. Düşünmeye sevk ederler. Hayatı okumamıza yardım eder, bedenimiz ve ruhumuz ile zamanı hissetmeye yönlendirerek, bize anı yaşamanın ne demek olduğunu hissettirirler. İşte bu kişi, kişiler veya nesneler bizim öğretmenlerimizdir. Öğretmen bilendir. Bildiklerini öğretendir. Kimi az kimi çok şey öğretir. Ama her insan her nesne bir öğretmendir. İnsan bilmeyenden öğrenir, bilmeyene öğretir. Öğretmen bilge kişidir. Öğretmen ermiş kişidir. Öğretmen tecrübeli kişidir. Öğretmen babadır, annedir, abladır, abidir, arkadaştır, dosttur, çocuktur, sevgilidir, yabancıdır; öğretmen bir çiçektir, ağaçtır, ormandır, dağdır, nehirdir, toprak, hava ve sudur. Öğretmen bir ateştir, tütsüdür, cemredir. Öğretmen yanan ve yakandır, ısıtandır, canlandırandır. Kül olurken bile dünyaya güzel kokular salan kişidir. Öğretmen, öğreten ve öğrettiği öğrencisinden çok şey öğrenen kişidir. Çünkü öğretmen her zaman bilgiye açtır, hiçbirşey bilmediğininde farkındadır. Kalp gözü ile görür, can kulağı ile dinler. Öğretmen, Mürşid-i Kamildir, şamandır, brahmandır, yogidir, buddhadır, dalay lamadır. Öğretmen, öğreten ve öğrenen, öğrenmemize yardım eden herkes ve herşeydir. Öğretmen, öğreten ve öğrenen her kişidir. Öğretmen yol gösteren, yolllarda yürümeyi öğreten ve öğrencisine yeni yollar açan kişidir. Önderdir, liderdir. Bilmeyenlere, bilmek isteyenlere ihtiyacı olanlara ve gönülden isteyenlere hayatı yaşamayı öğretir. Her insanın huy ve mizacı farklı olduğu için insanların kişisel gelişimide farklı yollardan olur. Bir öğretmenden öğrenmekte bu yollardan sadece biridir. Kimi kendinden, kimi kendiliğinden, kimide hayatın kendisinden öğrenir. Öğretmenlerden öğrenmek öğrenme biçimlerinden sadece biridir. Hem kolay, hemde zor bir yoldur. Öğretmenler sert ve ciddidir. Bazen öğrencilerinin sabrını çok zorlarlar ama hayat daha çok zorlar ve daha acımasız öğretir. Kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Hayat gerçekten acımasızdır.

İnsanoğlu herşeyi zor öğrenir ve çoğu şeyi kolay unutur. Çoğu insan yaşamı boyunca karşısına çıkan öğretmenlerin farkına varmaz. Öğretmenler hayatlarından hayalet gibi gelir geçerler. Öğretmenler öğretir ama kişi bunun farkına varmaz, varamaz. Çünkü çoğu kişinin algı, duyu ve bilinçleri kapalıdır. Hayatı ve içindileri birer obje olarak gördüklerinden, nesnel dünyalarından sıyrılamazlar. Çoğu insanda öğretmenlerin farkına varır ama öğrenmek istemez. Öğretmenin ve öğretmenlerin farkındadırlar, dinlerler, konuşur, söylenenleri anlamaya çalışırlar, anlarlar ama anlamamazlıktan gelirler. Anlamak, anladığını göstermek ve anlaşılanları uygulamak istemezler. Alışkanlıkları bırakmak, yeni alışkanlıklar kazanmak, bilmediğin yeni yollardan yürümek zordur. Sessiz, sakin ve huzurlu bir yaşamı kim terketmek isterki, kim geleceğin karanlık ve gizemli yollarında, dalgalı denizlerde yol almak isterki? Yol almak ve ilerlemek için adım atmak gerekir, adım attığınız zamanda o yolda yürümek gerekir. Değişim zamanı gelirse, geri sayım başlar. Değişimi sevmeyen veya değişmek istemeyen kişiler, yol almak yerine, yolda durmayı tercih ederler. Kimsenin kendilerine dokunmasını, sarsmasını istemezler. Küçücük dünyalarında mutlu veya mutsuz bir şekilde yaşamayı tercih ederler. Halbuki denildiği gibi, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Her canlı değişir ve her canlı gelişir. Kimi ağaç gibi olduğu yerde, kimi meyve gibi o ağacın dalında, kimi bir kuşun gagasında uzak bir diyarda, kimide olgunlaştıktan sonra toprağa düştüğü yerde, toprak olduğu yerde değişir, gelişir, son bulur ve tekrar canlanır. İnsanlar, okyanusun ortasındaki bir akvaryumda yaşayan balina yavrusu gibidirler, hayatlarındaki tek suyu akvaryumun içindeki su, yaşayabilecekleri tek yeride akvaryum sanırlar, akvaryumun dışındaki okyanusu bilmezler, görmezler, hissedemezler. Çünkü akvaryumdan çıkmayı istemezler ve bunun için mücadele etmezler. Akvayumdaki balık kendinin bir balina olduğunu bilmez. Asıl evinin okyanus olduğunu bilmez. Akvaryum balığı olduğunu düşünür. Çünkü hiç okyanus görmemiştir. Hiç okyanusta bir balina görmemiştir. Hiç balina olmamıştır. Bedeni büyüdükçe akvaryumuda büyümüştür. Akvaryumun dışındaki okyanusu hiçbir zaman hissedememiştir. Akvaryum balinası olarak kalmış ve o şekilde yaşamıştır. Öğrenmek ve kendini bilmek, inanç, istek, merak, cesaret, tutku, kararlılık, azim ve sabır ister. Öğretmenden öğrenmek ise tam bir itaat ve gönülden bağlılık ister. İnsanoğlu zoru sever, zor olanı elde etmek ister ama kolay yoldan kolay bir şekilde daha kolay olanı yapar. Öğretmenler kendimizi bilmemizi ve kendimizi bulmamızı sağlarlar. Kendimiz olmamızı sağlarlar. Bizler kendimizi tanımadığımızdan, tanımak istemediğimizden, yaşadığımız hayattan memnun olduğumuzdan, kendimiz olmayı istemeyiz, mevcut hayatımızdaki kişiyi kendimiz sanırız. İçimizdeki cevherin farkında değilizdir. Bildiğimiz alışkanlıkları, tanıdığımız kendimizi geride bırakmak istemezler. Eski ben’i bırakmak, yeni bir ben’i var etmek. İnsanın kendinden yeni bir ben yaratması, karanlık bilinmez bir yolda yürümek gibidir. Hergün bildiğimiz aynı şeyleri yapmak, sevdiğimiz bilinen kolay bir hayatı yaşamak dururken, neden zor ve bilinmez bir yolda yürümeyi tercih edelim ki?

Bütün kutsal ve kutsal olmayan dinlerin ve hatta dinsizliğin bile özü kendini bilmek ve kendini bulmaktır. Kendin gibi olmaktır. Sadece yollar, yolcular ve yolculuklar farklıdır. Evrensel ahlak ilkeleri bütün kültürlerde aynıdır. Güzel ve mutlu bir hayatın özü ise denge, ahenk ve uyumdur. Kendini bulan, kendini bilen insanlar denge, ahenk ve uyum içinde yaşayan insanlardır. Kendini bilen insanlar iç ve dış huzuru sağlayan insanlardır. Kendini bulan insanlar ise hayatın altı-üstü ile içi-dışı arasında yolculuk yapan insanlardır. Hiçkimse hayatın altının üstünden veya üstünün altından daha daha iyi olup olmadığını değişmeden, yer değiştirmeden bilemez. Değişimi istemek, değişmeye karar vermek ve harekete geçmek. Kendi hayatımızı sorgulamaya başladığımız zaman bir yerlerde bir eksikliğin veya fazlalığın olduğunun farkına vardığımız vakit değişmenin zamanı gelmiştir. İstemek, karar vermek ve harekete geçmek zamanı gelmiştir. Ya akvaryumda yaşamaya devam edeceğiz yada okyanusa ulaşmak için harekete geçeceğiz.

Her insan bir bardak, her bardak bir insandır. Her insanın bardağının cinsi ve ebatı farklıdır. Farklı olduğumuz için hayat güzeldir. Farklılıklarımız bizi biz yapar. Bardaklarımız farklı, bedenlerimiz farklıdır. İçeceklerimiz farklı, ruhlarımız farklıdır. Bardakları beden, içecekleri ruh olarak düşünebiliriz, Şarap bardağında kimi su içer, kimi ayran, kimi meyve suyu içer, kimide şarap içer. Kimi insan ise şarap bardağını süs eşyası olarak kullanır. Denge, ahenk ve uyum, iyi bir hayat, iç ve dış huzur bundan ibarettir. Ruh ve beden uyumu, bardak ve içecek uyumu gibi. Rakı kova ile içilmez, viski bardağı ile şarap içilmez. Önce kendimizi tanımak, sonra ne içmek istediğimize karar vermek gerekir veya önce ne içeceğimize karar vermek, sonra bardağı seçmek gerekir. Denge, ahenk ve uyum içinde eğer kendimizi bilmek, kendimizi bulmak, kendimiz olmak istiyorsak, gönülden istiyorsak eğer bardak ve içecek, beden ve ruh ilişkisi çok önemlidir. Özellikle içecek ve ruh ikilisinin seçim kararı hayatımıza yön verir. Kendini bilmek istemeyenler için bardağında bir önemi yoktur, içeceklerinde bir önemi yoktur. Yalakta rakı içerler, rakı bardağında zemzem içerler…

Tuğrul Özdemir
GGGG
13/05/2017
Kayseri, Talas

 

Tuğrul Özdemir Yol, Yolcu ve Öğretmen ile Benzer Yazılar:

14 Mayıs 2017 Saat : 10:43

Tuğrul Özdemir Yol, Yolcu ve Öğretmen Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Blogroll

%d blogcu bunu beğendi:

Söz ve Şiir sitesi bir bilgi ve kültür sitesi olup, sitenin kuruluş amacı geçmiş ve gelecek arasına sözlerden ve şiirlerden oluşan yıkılmayacak bir köprü kurmak ve yaşayanları, yaşamışları, yaşananları unutmamak ve unutturmamaktır. Söz ve Şiir sitesinin herhangi bir kar amacı olmayıp, toplum yararına kurulmuş olan vakıf, dernek ve hayır kuruluşları hariç kar amacı güden hiçbir yapının reklamına sitede yer verilmeyecektir. Site içerisinde yer alan eserler internet ortamındaki ilgili internet sitelerinden veya konu ile ilgili görsel ve yazılı kaynaklardan derlenmiştir. Sitemizde yer alan eserlerin telif (yayın) hakları eser sahiplerine veya yasal temsilcilerine ait olup, eserlerinin sitemizde yayınlanmasını istemeyen eser hak sahiplerinin sitemize iletişim kutusundan bildirimde bulunmaları halinde söz konusu eserler en kısa zamanda sitemizden kaldırılacaktır.

Personal