Tuğrul Özdemir Darağacında Üç Cemre -Son Mektup-


DARAĞACINDA ÜÇ CEMRE -SON MEKTUP-

Azizim,

Ben iyiyim. Merak etmeyininiz. Nasılsın, iyi misin diye yazmışınız son mektubunuzda. Anlar gibi ruh halimizi. Kırgınım biraz, birazda kızgınım. Yanlış anlaşılmasın ama size, ona, onlara kırgınım ve kızgınım. En çokda kendime kırgın. İnsan en çok sevdiklerine kırılır, en çok sevdiklerinden uzaklaşırmış. Tekrar anladım. Değmez azizim, üzmeye üzülmeye değmez. Kırgınım, kızgınım, üzgünüm. Sevdiklerime, sevenlerime, kadınlara kırgınım. Anama, bacıma, karıma kırgınım.

Dostlarıma kırgınım. Ama en çok kendime kırgınım. Bu hayat, yaşadığımız herşey, ayrılıklar koskoca bir sınav ve küçücük bir yalan hepsi. Hayat büyük ve zor bir sınavın bizzat kendisi azizim. Her gün yeni bir sınav, başlayıp bitiyor farkında olmadan, günler su gibi akıp geçiyor. Bizler gönül penceresinden bakıyoruz. Okuduklarımızı, yazdıklarımızı, yaşananları ve yaşadıklarımızı gönül dilinden dinliyoruz. Sizden, benden ve bizim gibilerden başka anlayan yok, anlatan yok hal dilini. Her insanın ilgi alanı farklı, paylaştıklarımız, anlaşılması zor duygular, gönül dilinin anlaşılması çok zor, bende biliyorum onlar kendince haklılar, zevkler ve renkler tartışılmazmış ama üzgünüm onlar adına. Özür dilerim incinenlerden ve incittiklerimden. Oysa bizler azizim, hayatın tam kendisinden bahsediyorduk. Yaşamayı, hissetmeyi konuşuyorduk. Sevgiyi, saygıyı ve gerçek aşkı. Paylaşılanlara, paylaşımlara ve paylaşanlara saygı duyuyorduk. Çünkü insanları, duyguları ve paylaşanları seviyorduk. Şu kısacık ömrümüzün, kısacık bir zaman diliminde, anladım ki anlamak zor, anlatmak çok zor, anlaşmak imkansız azizim. Son şiirlerimi okuduğunuza eminim zira okumadıysanız lütfen okuyunuz. Şiirlerimin birinde dediğim gibi “her insan bir şair, her hayat bir şiirdir.” insanların çoğu şair olduğunu bilmiyor, yazılan şiirleri okumuyorlar, okusalarda anlamıyorlar azizim. Hayal ve gerçeği aynı şiirin içinde görmek zor. Başka dünyaların insanları onlar, bakmasını, görmesini, dinlemesini, okumasını ve hissetmesini, kendilerini bilmiyorlar. Anlatanlardan da anlatılanlardan da korkuyorlar. İstemiyorlar azizim. Artık daha iyi anlıyorum, birşeyi kalpten istemek çok önemliymiş. Bir başka şiirimde de dediğim gibi başkalarının, başka ruhların yollarına, yolculuklarına onlar istemedikçe karışmamak gerekmiş. Değişimi, değişmeyi, değiştirmeyi istemeyenlerin ruhlarına dokunmamak gerekmiş. İnanmayanların, inanamayanların, uyuyan ve uyanamayanların ruhlarını dinlememek gerekmiş, katılmamak gerekmiş yolculuklarına. Ama en çok kadınların ruhlarına, ruhsal yolculuklarına onlar istemedikçe karışmamak gerekmiş. Fıtratı gereği azizim, kadınlar çok hassas, çok duygusal, çok merhametli, çok kırılgan, çok alıngan, çok nazik, çok kıskanç ve çok sabırsız oluyorlar…Çabuk alınıyor, çabuk inciniyor, çabuk kırılıyor, çabuk ağlıyor, çabuk küsüyor ve zor barışıyorlar, kadınlar gururlular, önyargılı ve kibirliler. Kadınları anlamak zor azizim. Kadınlara anlatmak zor. Sizde kadınsınız. İyi bilirsiniz. Kadınlar sorgulamıyor, yargılıyor yaşananları, en çok kendilerini. Şimdi anlıyor musunuz azizim? Neden kadın peygamber yok kutsal kitapta? Kadın peygamber var ise de neden kutsal kitapta yok? Anladım ki azizim, kadında duygu çok, nefis çok, kadınlar hakikat yolunda çok zayıf kalıyor, kadın nefsinin terbiyesi çok zor azizim, kadınlar çabuk kanar, çabuk kandırırmış iblisi. Kibir, gurur ve önyargı şimdi anladınız mı bütün günahların bedelini. Nefis terbiyesi zor azizim. Eyüp sabrı ister, Yusuf sabrı ister. Sabır acı bir tatlıdır. Kadınlar ise sabırsızdır azizim. Sizde kadınsınız. Benden iyi bilirsiniz. Hani yazmıştım ya son mektubumda, Şems gibi giderken, muhabbetin olmadığı bir diyarı terkederken, insan billincinden uzaklaştığımız, birey olmaya başladığımız, kırdığımız, kırıldığımız ama kimin kırıldığını anlamadığımız, kimi kırdığımızı anlayamadığımız, neden kırdığımızı bilmediğimiz o anda, hani yazmıştım ya bakalım kim ne anlamış? Kim ne anlayacak? Kim ne olacak diye. İşte o an geri sayım başladı azizim. Vakit gitmek vaktiydi. İlk baharın ısın madığı, ısındırmadığı zamandı. Ben geri sayarken, onlar ileri saydılar, dalga geçtiler zamanla, kimi bilerek, kimi bilmeyerek. Kimi ise asla farkına varmadı bu gidişin, belkide başka alemlerdeydiler, belki umursamadılar. Kadındılar, anneydiler, anne olmak çok zormuş, baba olunca anladım. Sustum ve sessizce uzaklaştım. Gecenin tam yarısında, karanlığa doğru sessizce adım attım. Şems gibi şair gibi kendim gibi gittim. Kaçtım sizlerden, sizin gibilerden, en çok kendimden, birde kadınlardan. Bakalım kim ne anlayacak azizim? Kim ne olacak? İzleyeceğim herkesi. Sorgulayacağım herşeyi. Hayatı, içindekileri, içerdekileri, geride kalanları sorgulayacağım. Bir simyacının gözü, bir şairin yüreği ile izleyeceğim alemi. Yeni yeni şiirler yazıp, yeni yeni dünyalar keşfedeceğim, bir şair gibi yazıp, bir şiir gibi yaşayacağım. Bir mısra kadar uzak, bir şiir kadar yakın olacağım.

Azizim,

Ben ruhsal bardakları boşaltırken, siz o bardakları bilmeden çatlattınız, ilham alan birileri ise çatlak bardakları kırdı. Yaşanılanlar bu, yaşayanlar nerde azizim, anlaşılanlar bu, anlaşanlar nerde azizim? Kırmak ve yıkmak kolaydır. İnsan hep kolayı seçer azizim. Deveyi yardan uçuran bir tutam ot, insanı cennetten eden bir adet elma? Hepimiz suçlu, Hepimiz günahkarız. Ya herkes çok şey anladı, anlayacak bu şairin gidişinden yada kimse birşey anlamayacak, umursamayacak olanları. İnsan çok zor değişir azizim. Can çıkar, huy çıkmazmış. Şimdi anlıyor musunuz beni. Kibir, gurur ve önyargı, birde kadınlar, kendi kendilerini bile anlamayan varlıklar. Bakalım kırılan can kırıklarını kim toplayacak? Bakalım ilk kim özür dileyecek, ilk kim yenecek gururunu? İlk kim terbiye edecek nefsini? Gurur ve önyargı kibire götürür azizim, kibir ise şeytanın en sevdiği günahmış. Ateş küçümser çamuru. Kadınlar hep kendini beğenir. Kadınlar hep zor değişir azizim. Sizde kadınsınız. İyi bilirsiniz.

Azizim,

Ben iyiyim. Merak etmeyiniz. Hayat devam ediyor. Bugün hıdırellez. Yüreğimde bahar sevinci, yaza hazırlık var ruhumda. Sizin ve sizin gibilerin dediği gibi zamana bırakacağım herşeyi. Uzaklaşacağım herkesten. İzleyeceğim herşeyi. Kendimi, sizleri ve diğerlerini, geride kalanları okuyacağım, kıranları, kırılanları dinleyeceğim. Anlamaya çalışacağım. Görmeye çalışacağım. Hissetmek ne güzel bir duygu azizim. Anladım ki herkesle herşeyi her dilde konuşmamak gerekmiş. İstemeyene anlatmamak gerekmiş. Okumayana, dinlemeyene, bakmayana, görmeyene, düşünmeyene, yazmayana, hissetmeyene, istemeyene anlatmamak gerekmiş. Kendini bilmeyen, olmak istemeyen ruhları rahatsız etmemek gerekmiş. Ben iyiyim azizim. Merak etmeyiniz. Kendi ruhumun derinliklerine gittim. Çok çok uzaklara, bir kalp atımı kadar yakınlara. Şems gibi şair gibi kendim gibi gittim. Bakalım kimler Mevlana olacak, bakalım kim şair olacak. Şems gibi şair gibi kendim gibi gittim. Kendi kendimi bulup döneceğim. Söz. Kendimi bilirsem eğer geri geleceğim. Bugün hıdırellez. İçimdedir bahar sevinci. Yağmur yağıyor üstelik, havada bir toprak kokusu, yanar tütsülerim, kokar toprak. Şimdi anlıyor musunuz beni? Kadınlar neden peygamber olamaz? Kadında duygu çoktur azizim, nefis çoktur. Sabırsızdırlar. Gururludur kadınlar. Önyargılıdırlar. Birazda kibirli. Kadınlarda herşeyden çok, herşeyin çoğu vardır azizim. Az nedir bilmezler, beni biraz anla dersiniz, ya çok anlamazlar yada çok anlarlar. Kadınları anlamakda, kadınlara anlatmak zor azizim. Kadınsınız. İyi bilirsiniz. Ama eminim sizde anlayamıyorsunuzdur sizleri. Herkesle herşey her dilde konuşulmuyor azizim. Herkesle konuşmamak gerekmiş. Herkese anladığı dilden konuşmak gerekmiş. Ruhlara hissettiklerini, hissettiklerimizi değilde hissetmek istediklerini anlatmak gerekmiş. Ama en çok sevdiklerimize anlatmamak gerekmiş. Hissettiklerimizi konuşmamak gerekmiş. Anladımki susmak gerekmiş. Ben çok sustum azizim. Suskunuda, suskunluğuda, sükunuda anlamadılar azizim. Bilirsin insan en çok sevdiğine kırılır, en çok sevdiğinden uzaklaşırmış. Biliyorum ama yapamıyorum. Susamıyorum konuşamıyorum. Sussam gönül razı değil, konuşsam tesiri yok.

Azizim,

Ben iyiyim. Merak etmeyiniz. Söylemiştim size, belkide fazla duygusalım, kadınlar için bile fazla duygusal. Fazla hassasım, fazla kırılganım, fazla inceyim, fazla narinim, herşeyi içine fazla atanlardanım. Bir keresinde yıllar önce bir adam bana “sen zamanın son romantiğisin” demişti. Haklıydı ve sarhoştu. Güldüm geçtim adama. Sonra ayık kafa ile aynı sözü duyunca ondan, kendime aynadan bakıp, zamanı ve romantizmi düşündüm . Haklıydı. Sarhoşken de ayıkken de haklıydı azizim. Zamanın son romantiklerinden sadece biriydim. Şairdim. İyi kötü şiirler yazan, güzel çirkin sözler söyleyen, sevilen sevilmeyen, çok sevilen nefret edilen, affedilen affedilmeyen, vazgeçilen vazgeçilmeyen, anlaşılan anlaşılmayan son romantiklerden biriydim. Basit şairim ben azizim. C. Süreya, E. Cansever, T. Uyar ve diğer şairler gibi. Yalnızca ve yalnız bir şairim. Belki şiirlerim dillerde destan olacak, belkide hiç duyulmayacak, hiçbir zaman okunmayacak bir şairim. Ama hiçbir zaman yazmaktan ve yaşamaktan vazgeçmeyeceğim azizim. İster ünlü olayım, ister ünsüz. Ben hep şair olayım, şair kalayım. Okumadan, anlamadan, yaşamadan şiirler yazanlar, okuyanlar ve paylaşanlar, en güzel mısraları en ruhsuz bedenlerde kirletenler. Şiirler temiz kalmalı, duygular kirlenmemeli azizim. Daha önce söylemiştim size. Biraz fazla duygusalım, kadınlar için bile fazla duygusal. Biraz fazla romantiğim, büyük ihtimalle yanlış zamanda, yanlış mekanda yaşıyorum.

Azizim,

Ben iyiyim. Merak etmeyiniz. Bugün hıdırellez. Bahar bayramı. Aylardan mayıs. Hazirana ne kaldı. En uzun gündüzüm, en kısa geceye aşığım. Ben geceleri severim, geceler ise çok kısa azizim. Ben gecelerin adamıyım. Kısa sürer aşklarım. Uzun hayal kırıklıkları kalır geride. Bir kıvılcım, bir ateş, bir cemre ve bir yangın. Hani yazmıştım ya son şiirimde. İsmini “Darağacında Üç Cemre” koymuştum. İşte o darağacında kimleri asar, kimleri öldürürüz. Kimlerin canını alırsak alalım, hayat acımasız, gerçekler çok acı azizim. Asla unutulmayacaklar, onlar yüreklerimize gömüldükler. Toprak, hava ve su olduklar, ölümsüz oldular. Her ayrılık acıdır, ölüm ise en büyük ayrılık azizim. Birgün yeniden dirilecekler. En güzel baharlarda yeşerecekler. Doğmakda acı verir insana. Doğarken gülen var mı azizim? Bugün hıdırellez. Hıdırellez gibi kavuşacaklar ayrılanlar sevdiklerine. Ben adını cemre koyarım. Şiirin ve darağacındakilerin. Anlayanlar ve hissedenler bilir; hayal kuranlar ve yaşayanlar bilir kelimelerin mana derinliğini. Düşleyenler, hayatı okuyanlar bilir ateşin anlamını. Ateşin ruhunu ancak yananlar, yakanlar bilir. Yanarken ve yakarken tütsü gibi tütenler, tütsü gibi kokanlar bilir. Darağacında üç cemre azizim. Acının ve gözyaşının adı. Hava su toprak, ben sen O, Deniz Mahir Hüseyin, Adnan Fatin Hasan, Adem Havva İblis, Ateş kül duman, İnsan hayvan bitki, kibir gurur önyargı, beden ruh nefs, acılar hayaller gerçekler, cennet cehennem araf…Darağacında kimleri asmadık, neleri asmadık. İdamlar, ölümler, yarım kalmış hayallerden, yarım kalmış sevdalardan geriye tamamlanmamış gerçekler kalır azizim. Hava, su, toprak olanlar. Cemre olanlar, ateş gibi yüreklere düşerler azizim. Gerçekler acıdır. Tatlı yalanlar söylemek gerekmiş çocuk kalplilere. Herkesle herşeyi her dilde konuşmamak gerekmiş. Hata benim, suç benim, cemre benim azizim. Cemre sensin, cemre onlar, cemre biziz azizim. Özür dilerim sizden, sizin gibilerden, yollardan ve yolculuklardan. Özür dilerim bütün kadınlardan, anamdan, bacımdan ve karımdan. Konuşmamalıydım. Susmalıydım. Anlatmamalıydım. Kusura bakmayın azizim. Özür dilerim herkesten. Söz veriyorum. Susacağım. Söz namustur çünkü. Bir mısra kadar uzaklara gidip, kendi şiirimi yaşayacağım, kendi şiirimiz gibi yakınlarda olacağım. Şiirlerle şairlerle konuşacağım. Okuyacağım ve müziğin ruhunu dinleyeceğim. Bakmak görmek zor iş. Düşünmek, hissetmek, tefekkür etmek gibi zor. Anlatamadığım ve anlayamadığım için özür dilerim, sizden ve sizin nazarınızda tüm insanlardan. Bu sefer biraz uzun yazdım size. İçime attığım şeyler, yaşadıklarım ağır geldi sanırım. Yüreğimin en derin köşelerine attığım şeylerin dilimden dökülen bir bölümü sadece. Son yıllarda yaşadıklarım ve yaşattıklarımdı. Ve son birkaç aydır hissettiklerim. Anlaşılan içime biraz fazla atmışım, fazla biriktirmişim. Ben hep içten ağlarım, ben hep içime ağlarım azizim. Erkekler ağlamaz dediler. O yüzden hep anamızı ağlattılar. Kusura bakmayın azizim. Herkesle herşey konuşulmuyor. Ama uzunda olsa bu mektubu okuyacağınıza eminim. Boşver demiyeceğinize eminim. Çok uzunmuş, çok saçma, ilgi alanım değil, zamanım yok, okumaya değmez demiyeceğinize eminim. Yaşadıklarımı merak ettiğinizi, bir kardeş olarak hayatıma değer verdiğinizi, anlayacağınızı, anlaşılacağımı biliyorum. Okuyup, dinleyeceğinizi, hislerinizi, hissettiklerinizi yazacağınızı biliyorum. Çünkü kocaman bir kalbiniz var, seviyorsunuz, sevmesenizde en azından saygı duyuyorsunuz. Keşke onlarda okusalar, keşke sevdiklerimde dinleseler. En çok sevdiklerim hissetse yazılanları ve yaşananları. Yirmi dört saat içinde bir dakikasını bize ayırmayan insanlar, on dakika ayırır mı bu yazıya acaba? Bakalım kimler ayıracak?

Azizim,

Ben iyiyim. Merak etmeyiniz. Gidiyorum şimdi. Şems gibi şair gibi şiir gibi gidiyorum. Size ve sizin gibilere söz veriyorum. Söz. Bundan sonra herkesle anladığı dilde konuşacağım. Üzmeyeceğim, üzülmeyeceğim. Uzak duracağım kendimden. Uzak duracağım onlardan. Uzak duracağım içimdeki o deli şairden. Uzaklaşacağım cemrelerden. Anlaşılması kolay basit şiirler yazacağım, bir anlam katmadan yaşananlara, yaşanmışlara ve yaşanacak olanlara. Beni merak edenler okuduklarıma, yazdıklarıma, dinlediklerime ve paylaştıklarıma baksınlar. Sanal alemlerde yaşayacağım. Ruhum yaralı düşler gemisinde yol almakta, bedenim ise çift kişilik bir yatakta, geniş alanda daracık paylaşımlar yapmakta. Gidiyorum azizim, uyumaya gidiyorum. Bir daha bu kadar uzun ve içten yazarmıyım bilmiyorum. Bir daha bu kadar içerden yazarmıyım bilmiyorum. Kaçarak gidiyorum sizden. Koşarak gidiyorum sizin gibilerden. Herkesten ve herşeyden en çok sevdiklerimden korkarak gidiyorum. Kemdimden ve kendiliğinden kendi kendime gidiyorum incinmeden incitmeden gidiyorum umarım. Canınızı sıktım, bir-az bir-fazla üzdüm sizleri. Kusuruma kusurlarıma bakmayınız azizim. Özür dilerim sizden ve sizin gibilerden. Özür dilerim incinenlerden ve incittiklerimizden. Özür diliyorum dünyanın bütün kadınlarından. Sizde kadınsınız. İyi tanırsınız bizleri. Biraz fazla duygusalım. Bir kadın için bile fazla duygusal. Hayat devam ediyor azizim. Ben iyiyim. Merak etmeyiniz. Yaralı düşler gemisinde ağır bir yaralıyım, yaraları yarlarından kalan. Şimdi bende herkes gibiyim. Uyumaya gidiyorum. Ne zaman uyanırım bilmiyorum. Yarınlara yaralı gidiyorum. Dönecek miyim bilmiyorum. Sadece gidiyorum. Hoşçakalın.

Sevgi ve Saygılarımla.

Tuğrul Özdemir
06/05/2017
Kayseri, Talas

Tuğrul Özdemir Darağacında Üç Cemre -Son Mektup- ile Benzer Yazılar:

14 Mayıs 2017 Saat : 10:09

Tuğrul Özdemir Darağacında Üç Cemre -Son Mektup- Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Blogroll

%d blogcu bunu beğendi:

Söz ve Şiir sitesi bir bilgi ve kültür sitesi olup, sitenin kuruluş amacı geçmiş ve gelecek arasına sözlerden ve şiirlerden oluşan yıkılmayacak bir köprü kurmak ve yaşayanları, yaşamışları, yaşananları unutmamak ve unutturmamaktır. Söz ve Şiir sitesinin herhangi bir kar amacı olmayıp, toplum yararına kurulmuş olan vakıf, dernek ve hayır kuruluşları hariç kar amacı güden hiçbir yapının reklamına sitede yer verilmeyecektir. Site içerisinde yer alan eserler internet ortamındaki ilgili internet sitelerinden veya konu ile ilgili görsel ve yazılı kaynaklardan derlenmiştir. Sitemizde yer alan eserlerin telif (yayın) hakları eser sahiplerine veya yasal temsilcilerine ait olup, eserlerinin sitemizde yayınlanmasını istemeyen eser hak sahiplerinin sitemize iletişim kutusundan bildirimde bulunmaları halinde söz konusu eserler en kısa zamanda sitemizden kaldırılacaktır.

Personal