Ensar Soykan Bulanık Gece

Bir renk bir hece ve şehirde bozuk dişliler. Pencere pervazından bakıp kaderime razıyım diye haykırdı. Koştu cinler, periler ve elinde asasıyla adam. Kurmaca zor diye düşündü. Zaten hiçbir şey eskisi gibi değildi adem tokatı yiyene kadar. Çarpım tablosunu bile ezbere bilmiyordu. Güneşin doğduğuna da razı değildi. Delhizlerde yaşamak en doğrusuydu.Zordu problemin sağlamasını yapmak. Bir dirhem merhamet yeterdi peşinden koşan haydutlara nispet. Kana kana içse de suyu nehrin iç denize dökülmesi, hiç umurunda değildi. Atlantis’in nasıl yok olduğunu çoktan unutmuştu. Söylenenlere inanası da gelmiyordu. Hatırlamanın güneşe perdeden bakmak kadar korkakça olduğunun farkındaydı.Öylece çöl ortasında bitki kökü yemek durumu bir nebze kurtarabilirdi, matarasındaki tuzlu su olmasa. Yine de meleklerin kanadında gezinmeyi denedi. Çaresizce hapsolduğu kavanozun camını kırmayı denerken giyotin gövdesinden başını koparıp bir sonbahar günü yatağa düştü günahları ve sevaplarıyla buharlaşıp havaya ve suya karışıp sonsuzluğa re’f oldu.

Ensar Soykan

Söz veya Şiir