Cumhurbaşkanına Mektup

Sayın Cumhurbaşkanım;
 
Öncelikle kendimi ve ailemi kısaca size tanıtmak istiyorum. İsmim Tuğrul Özdemir. İstanbul Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü’nde gümrük memuru olarak görev yapmaktayım. 21.06.1980 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğdum. Avşarım. Babam emekli memur, annem ise ev hanımıdır. 2 kız, 2 erkek olmak üzere dört kardeşiz. Babam sayesinde ben ve bütün kardeşlerim üniversite mezunu olduk. Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünden 2005 yılında mezun oldum.
Memuriyet hayatıma 2006 yılı Mart ayında Van’ ın Saray ilçesine bağlı Kapıköy Gümrük Müdürlüğü’nde başladım. 28.08.2008 tarihinde Van Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde Radyoloji Teknisyeni olarak görev yapan eşim Nurhayat Özdemir ile evlendim.  Askerliğimi 2008 Aralık döneminde Rize‘nin Hemşin ilçesinde kısa dönem Jandarma er olarak yaptım. 2011 yılında rotasyona tabi personel olduğumundan İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne tayin oldum. Eşim ise İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne tayin oldu. Eşim Büyükçekmece Devlet Hastanesinde Radyoloji Teknisyeni olarak görev yapmaktadır.
 
Sayın Cumhurbaşkanım;
 
Öncelikle şunu belirteyim. Bu güne kadar hiç bir devlet büyüğüne ve siyasetçiye mektup, mail veya herhangi bir yazı göndermedim. İlk defa size yazıyorum. Herhangi bir kusurum veya yanlışım olursa lütfen bağışlayın. Size yazmamın en büyük nedenleri; bulunduğunuz mevkinin gücü, birleştirici özelliği ve tarafsız olması ile Kayserili olmanız, samimiyetiniz, içtenliğiniz, sakinliğinizdir. Tebessüm ettiğiniz zaman bütün bu özellikler yanağınızda ortaya çıkıyor. Bütün bu özellikler aklımın erdiği günden bu yana sizinle ilgili izlenimlerinden edindiğim kanaattır. Sizden kendim, ailem, akrabalarım veya arkadaşlarım hakkında herhangi bir dileğim ve isteğim olmayacak, benim tek dileğim vatanımızın ve milletimizin muassır medeniyetler seviyesine ulaşması ve milletimizi oluşturan unsurların sevgi, barış ve kardeşlik duyguları içinde hep beraber mutlu bir şekilde yaşamasıdır. Bu güzelliklerin ülkemizde yaşanması için ise iyi bir eğitim ve iyi bir öğretim şart. Eğitim sistemimizde yapılması düşünülen bu yenilikler, ülkemizde yaşanan başta terör olmak üzere, Kürt sorunu, Alevi sorunu, azınlıklar sorunu, ekonomi, işsizlik vb. sorunların çözümüne yönelik devrim niteliğinde büyük bir fırsat olabilir. Yapılması gereken tek şey söz konusu kanun metninin genişletilerek ülkemizde yaşayan ve devletimizden beklentileri olan bütün unsurların beklentilerinide karşılayacak şekilde yüce meclisimizden çıkarılmasıdır.
 
Sayın Cumhurbaşkanım;
 
İnternet üzerinden Amerika, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini araştırdım. Dikkatimi çeken en büyük husus bu ülkelerde uygulanan eğitim sistemlerinin büyük ölçüde benzerlik göstermesiydi. Söz konusu eğitim sistemlerinin en temel özelliği anaokul-ilkokul-ortaokul-lise eğitimlerinden oluşması, din eğitimine önem verilmesi ve eğitime 6-7 yaş seviyesinde eğitime başlanmasıdır. Bu gelişmiş ülkelerin uyguladığı eğitim sistemleri ile bizde uygulanmak istenen eğititim sistemini karşılaştırdığımda kendi kendime şöyle dedim.Ya bu ülkelerin eğitim sistemlerinde bir yanlışlık var, ya da ülkemizde çıkarılmak istenen eğitim sisteminde bir yanlışlık var. Çıkarılmak istenen yasa yanlış demiyorum ama kısa bir sürede acele bir şekilde tartışılmadan ve yeterli görüş alınmadan çıkarıldığından ve toplumun bütün kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap vermediğinden eksik ve yetersiz bir değişikliktir. Söz konusu yasa metnine eklenecek birkaç cümle veya bir kaç kelime ile bütün ülkemizin geleceğine tekrar yön verebiliriz.
 
Söz konusu yeni yasa teklifiyle; 4’er yıllık kademelerle, eğitime başlama yaşı geriye çekiliyor ama bu değişim çocukların gelişim dönemlerine uyumsuz bir şekilde yapılıyor. Çocuklarımız, işlemler dönemine geçmeden 5 yaşında ilkokula, soyut işlemler dönemine geçmeden 9 yaşında ortaokula ve 13 yaşında ortaöğretime başlıyor. 9 yaşından itibaren çocuklar farklı programlara yönlendirilebiliyor. Çocuklar 9-13 yaşları arasında ortaokullarda farklı seçmeli dersler ve programlar alabiliyor. Bu durum çocuklarımızın devam etmek istedikleri liseye göre ortaokul seçmeye yönlenmesine, bu durumda çocuklarımıza erken yaşta yanlış seçimler yaptırılması riski taşımaktadır.  Eğitim sistemlerini incelediğim bütün bu ülkelerde bu kadar düşük bir yaş sınırı uygulaması bulunmamaktadır. 177 ülkede çocuklar okula 6 ya da 7 yaşında başlıyor. Bilimsel araştırmalara göre; 7-11 yaş somut işlemleri, 12 yaş üstü ise soyut işlemleri kavrayabiliyor. Bu 5 yaş sınırı ise anaokul gurubuna uygulanmaktadır. Yine farklı ülkelerde uygulunan eğitim sistemlerinin en temel özelliği bütün bu ülkelerde ilkokula hazırlık olarak anaokul eğitiminin uygulanmasıdır. Bizde ise bu uygulama zorunlu olmaktan çıkarılmaktadır. Bireyin yaşam boyu edineceği becerilerin temeli okul öncesi dönemde atılır. Gerekli becerileri edinerek okula hazır başlayan çocuklar okul ortamındaki beklentileri daha kolay karşılarlar. İlköğretime hazırlık kapsamında okumayı ve yazmayı öğrenmek ve matematiksel işlemleri yapabilmek için gerekli sözel ve sayısal becerilerin çocuklara kazandırılması ancak okul öncesi eğitimle gerçekleşir. Anaokuluna gitmeden ilköğretime başlayacak olan çocuklar için ise yeterli bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi sağlayamadan ilköğretimde sunulan becerileri edinememe gibi bir risk bulunmaktadır.
Söz konusu yasa teklifinin 2. maddesi ile ortaokul eğitiminin tekrar getirilmesi çok güzel bir gelişme ve beni çok sevindirdi. Çünkü ilkokuldan üniversite sonuna kadar kadar süren 19 yıllık eğitim hayatımın en güzel günlerini 3 yıllık ortaokul döneminde yaşadım. Şu an konuştuğum yakın arkadaşlarımın büyük çoğunluğunu ortaokul arkadaşlarım oluşturmaktadır. Sadıcım bile ortaokul arkadaşımdı. Üstelik Aleviydi. Yine 9. madde ile imam hatiplerin orta kısımlarının tekrar açılması ile Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatının seçmeli ders olarak okutulması yine çok güzel ve olumlu bir gelişme ancak maalesef yeterli değil, toplumun bütün kesimlerine hitap etmemektedir. 9. maddenin kapsamının genişletilmesi bu ülkede bir çok şeyi değiştirebilir. Sayın Başbakanımızın iktidara geldiği günden bu yana üzerinde çalıştığı ülkemizde milli birlik ve beraberliği, huzuru, mutluluğu ve barışı sağlamak amacıyla Kürt açılımı, Alevi açılımı, işsizlik açılımlarının gerçekten açılması ve uygulanması için bir başlangıç ve dönüm noktası olabilir. İlkokulda, ortaokulda ve lisede verilecek seçmeli derslerin seçimi bu devrimin gerçekleşmesi için çok önemlidir. Bu seçmeli dersler sayesinde de açılımlar için ilk adımı atmış oluruz. Seçmeli ders olarak Kuran-ı Kerim ile Peygamberimizin Hayatı derslerinin yanında ilkokul, ortaokul ve liselerde seviyelerine göre en başta Kürtçe, Alevilik ve Ahlak olmak üzere Hristiyanlık, Musevilik, İktisat, İşletme, Maliye, Bilim ve Teknoloji, Laboratuar, Kompozisyon, Resim, Müzik, Beden Eğitimi (resim, müzik ve beden eğitimi derslerinin içeriğinin genişletilerek ve geliştirilerek), Türk Cumhuriyeti Devletleri Tarihi, Sanat Tarihi vb. saymadığım birçok dersi yasaya veya milli eğitim müfredatına ekleyerek gelecek nesiller için ve ülkemizin geleceği için hayırlı bir adım atmış oluruz. Kürtçe ve Alevilik seçmeli dersleri mutlaka yasada yer almalı. Bu sayede açılmayan Kürt ve Alevi açılımları için birer başlangıç yapmış olacağız ve eklenecek yeni seçmeli dersler sayesinde iş bulmakta zorlanan üniversite mezunu gençlerimize yeni iş imkanları sağlamış olacağız. Kuran-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı, Musevilik, Hristiyanlık vb. derslerin verilmesi İlahiyat fakültelerinden mezun olan gençlerimiz için yeni iş imkanları, İşletme, İktisat ve Maliye seçmeli dersleri İktisadi ve İdari Bilimler mezunu gençlerimiz için yeni iş imkanları, Kompozisyon vb. seçmeli dersler Edebiyat bölümü mezunu, Türk Cumhuriyeti Devletleri, Sanat Tarihi vb. dersler Tarih ve Sanat Tarihi Bölümü mezunu, Bilim ve Teknoloji, Laboratuar vb. dersler Fizik, Kimya ve Biyoloji Bölümü mezunu, ahlak vb. dersler Felsefe ve Psikoloji Bölümü mezunu işsiz gençlerimiz için yeni iş imkanları oluşturabilir. Bu sayede şu an işsiz gezen üniversite mezunu gençlerimizin büyük çoğunluğunu oluşturan İlahiyat Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu gencimize iş imkanı sağlamış olacağız. Devletimizin bu gençlere iş imkanı sağlamak için kaynak bulacağından eminim. Eğer kaynak bulmaya imkanımız yoksa biz millet olarak her türlü fedekarlığı yapmaya hazırız. Ben ve eşim, bir devlet memuru olarak belirli bir süre maaşımdan kesinti yapılması, maaşıma zam yapılmaması vb. bir çok şeye razıyız. Milletimizinde razı olacağına eminim.
 
Sayın Cumhurbaşkanım;
 
2004 KPSS sınavı ile 2006 yılında Van Kapıköy Gümrük Müdürlüğü’nde göreve başladığımda, hayatımda hiç doğuya gitmemiştim. Pınarbaşı’dan ileriye geçmemiştim. Gittiğim bir kaç şehir(Ankara, Konya ve Mersin) dışında Kayseri dışına bile çıkamamıştım. Maddi imkansızlıklar nedeniyle ben ve kardeşlerim üniversiteyi bile Kayseri’ de okuduk. Ben ve ailem milliyetçi duyguları yüksek olan  insanlardık. Tayinim doğuya çıkınca çok korktuk, çünkü doğuda kürtler vardı.Ve biz hiç doğuya  gitmediğimizden çoğunu PKK lı sanıyorduk. Çok sıkıntılar çektim, alışmakta çok zorlandım,  çok yıprandım bunun yanında da çok değiştim. Alışmaya başladığımda bir de ne göreyim. Hiçbir şey görsel ve yazılı medyada göründüğü gibi değilmiş. Van’da zorlandığım dönemlerde Psikolojik sorunlar yaşadım ama şunu söyleyeyim bu zor dönemlerinde yanımda hep kürt arkadaşlarım vardı. Beni bu sıkıntılarımdan kurtarmak için herşeyi yaptılar.Bu gün buralardaysam onların sayesindedir. Arkadaşlarım Tuncelili(kendisi Kürt Aleviydi),Hataylı(kendisi Arap Alevisiydi),Yüksekovalı, Diyarbakırlı, Mardinli ve Vanlıydı. Hepsi Kürttü ama hepsi okumuş çocuklardı. Hiçbiri dağa çıkmamıştı ama dağa çıkan tanıdıkları vardı. BDP’ye sempatileri vardı ama BDP’nin eleştirdikleri noktalarıda vardı. Neticede 5 yıl boyunca çok sayıda kürt ile tanıştım, arkadaş oldum, dost oldum. Çoğuylada hala görüşüyoruz. 2006 da milliyetçi duygularla korkarak gittiğim Van’ı şimdi çok arıyor ve çok özlüyorum. Şunun farkına vardım. Kürtler hiç gösterildikleri gibi değiller. Tek suçumuz birbirimiz ile yeterince kaynaşamamızdır. Biz kaynaşamayınca birbirimizi yeterince tanıyamayınca dış güçler bunu bir fırsat bilip, bizi ayırmaya ve uzaklaştırmaya çalışıyor ve bundada aramızda kavga çıkaratacak kadar başarılı oluyurlar.Geçmişte milliyetçi duyguları ön plana çıkmış bir insan olarak, bugün ben Kürtçe birkaç kelime konuşabiliyor, halen Kürtçe müzik dinleyebiliyor, halen kürt ve alevi arkadaşlarımla konuşabiliyorum.Ve onlarla geçirdiğim günleri halen özleyebiliyorum. Bu yüzdende onlar için gördüklerim ve yaşadıklarım için, barış, huzur ve mutluluk için Kürtçe ve Aleviliğin seçmeli ders olmasını istiyorum.
Bu gün ben böyle humanist bir insan olabiliyorsam bu aileden itibaren aldığım eğitim sayesindedir. Bu gün ben 5 vakit namaz kılıp, Kuran-ı Kerim okuyorsam, bu yine aldığım eğitim sayesindedir. Bu gün ben Necip Fazıl okuyorsam, bu gün ben Nazım Hikmet okuyorsam, bu gün ben Nihal Atsız okuyorsam, Gorki okuyorsam, Tolstoy okuyarsam yine bu aldığım eğitim sayesindedir.Ben bir imam hatip mezunu değilim, ilahiyat mezunu değilim, ama onlarla tartışabilecek veya onları eleştirebilecek kadar bir şeyler biliyorsam, yine bu aldığım eğitim sayesindedir. Ben dindar bir genç, dindar bir nesil imam hatipde, ilahiyat fakültesinde yetişir örneğine uymayan bir insanım. Sayın Başbakanımız geçmişte yaşanan ve yaşadığı sıkıntılar ile acıların hatıralarını silmek amacıyla kendisini ve kendisini destekleyenleri mutlu etmek için güzel şeyler yapıyor ama seçimi kazandığında yapmış olduğu balkon konuşmasında söylemiş olduğu partisine oy vermeyen kesimin beklentilerini karşılayacak adımları atmakta yavaş davranıyor. Başarılı ve büyük bir liderin yapmış olduğu yenilikler toplumun bütün kesimlerinin beklentilerine cevap vermelidir. Toplumun %50 sini mutlu edip, % 50 sini mutsuz etmek, bir babanın yanında gezdirdiği 2 çocuğundan birine şeker alıp, diğerine şeker almamasından hiçbir farkı yoktur. Çocukları arasında ayrım yapıp, birini sevindiriken diğerini ağlatan bir babanın işlediği günahı siz düşünün. Mevlamızın Rahman ve Rahim sıfatları buna çok güzel bir örnektir.
 
Sayın Cumhurbaşkanım;
 
En büyük dileğim bu yazının yetkili kişiler tarafından size iletilmesi ve sizinde bizzat kendinizin bu yazıyı okuyup, incelemesidir. Eğitimin değerini bilen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ve 75 milyon Türk vatandaşından herhangi biri olarak, eğitim sisteminde yapılmak istenen bu yasanın danışmanlarınız tarafından dünyadaki uygulanan eğitim sistemleri ile iyice karşılaştırılarak tekrar gözden geçirilmesi ve eksiklikler ile eklenmesi gerekenlerin veya eklenebilecek hususların Sayın Başbakanımıza iletilmesidir. Hatta bizzat kendinizin öğretmen olan akrabalarınızın, arkadaşlarınızın veya Çankaya’daki herhangi bir okuldaki öğretmenlerin görüşünü almanızdır. Bu sistem, sistemi uygulayacak öğretmenlerin görüşünü almadan çıkarılmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanım, bu konu ile ilgili söylemek istediğim daha çok şey var ama uzun tutarak sizi sıkmak istemiyorum. Herhangi bir kusurum veya yanlışım olduysa lütfen bağışlayın. Bir Kayserili olarak sizi ve ailenizi çok seviyoruz. Bu ülkeye olan hizmetlerinizin devam etmesinide canı gönülden istiyoruz.
 
Saygılarımla.    
 
 
 

4 thoughts on “Cumhurbaşkanına Mektup

  1. İBRAHİM KAYA

    sn. Cumhurbaşkanım ve Başkomutanım
    15/08/2016 daki kalkışmayı sizin önderliğinizde zaferle kazandık Allah yolunuzu ve bahtınızı açık etsin Allah sizi başımızdan eksik etmesin KAYA ailesinin Duaları sizinle her zaman…
    1963 ylında Mardin gercüş kayapınar beldesine 19801095856 TC numarası ile Hasan kaya ismi ile kayıdlıyım 1987 ylında evlendim ve 7 çocuğum var
    İlk çocuğum ve ilk göz ağrım 19792096160 TC numarası ile Adana Seyhan kütüğüne Halil KAYA olarak kayıdlıdır 20 yaşında vatani görevi için peygamber ocağına ; 2011 yılında acemi birliği samsun sıhhıye usta birliği olarak Çanakkale Gelibolu hamzakoy ordu evinde Askerliğine başladı
    11/08/2011 yılında ramazan ayında öğle sonrası Arkadaşı ile birlikte çarşı izni alırlar.Görev yeri olan Çanakkale Gelibolu hamzakoyu ordu evi sınırları içinde bulunan plajında gelen sesler üzeride denizde 3 kişinin boğulmakta olduğunu görürler Oğlumun yanında bulunan er Adem KILINÇ oğlumdan daha hızlı davranarak denizde boğulmakta olan ailenin yardımına yüzerek gitmeye çalışır fakat denizin çok kötü olmasından dolayı boğulmakta olanların yanına gidemeden dalgalara kapılınca olgum Er Halil KAYA Denize girer ilk olarak Er Adem KILINÇ ı yarı baygın olarak kurtararak kıyıya çıkarır Daha sonra tekrar suya girerek 13 Büşra GEMİCİ ,15 Hande GEMİCİ 35 yaşındaki Oğuz GEMİCİ yi yarı baygın olarak kıyıya çıkarır fakat bu arada tüm tükendiği için bir anda Hamzakoy daki akıntıya kapılarak gözden kaybolur.Yetkililere haber verilir ve sahil güvenliğin uzun aramalarından sonra 3 saat sonra bulunur Uygulanan tıpbi tedavilere olumlu cevap vermediğinden ölümü onaylanır
    Er Adem KILINÇ,13 Büşra GEMİCİ , 15Hande GEMİCİ nın hayatları kurtutulur Fakat Oğuz GEMİCİ 18 gün sonra yaşam mücadelesini kaybederek vefat eder
    Yukarıda yazdıklarım olay anının canlı tanığı verdiği ifadede ve bize anlattıklarından aktarmaktayım Er Halıl KAYA nın hayatlarını kurtardığı 2 kız çocuğun yengesi ve Oğuz GEMİCİ nın BUKET GEMİCİ nin eşidir
    Oğlum merhum Er Halil KAYA görev dışı öldüğü kabul edilerek ŞEHİD olarak kabul edilmemiştir ve Ailemizin Adana akkapı aile mezarlığına defnedilmiştir
    20 yılında askeri yüksek idare mahkemesi üçüncü daire başkanlığı gensek no:2015/2753 esas no:2015/1039 karar no:2016/126 Oğlum merhum ER Halıl KAYA nın sehit kabul edilmesi için dava açtık fakat red edilerek onaylanmadı
    1-Oğlum mehum Er Halıl KAYA acemiliğini yapmış yemin töreni yapılmış ve usta birliğine sevkedilmiştir ve Çanakkale Gelibolu hamzakoy ordu evinde vatani vazifesine başarı ile icra etmeye başlamıştır
    2- Komutanlarının onayı ile imzalı çarşı iznine arkadaşı ile çıkmıştır
    3-Kendisi gibi aynı yerde görevli ve çarşı izni olan Er Adem KILINÇ ın hayatını kurtarmıştır
    4-13 Büşra GEMİCİ 15 Hande GEMİCİ isimli 2 kız çocugunun hayatlarını kurtarmıştır
    5-35 Oguz GEMİCİ nin hayatını kurtarmış fakat kendisi gibi hayatını yitirmiştir
    6-”Yargı mülkün temeli”ilkesine dayanarak yargının verdigi bazı kararlar diger benzer davalarda emsal teşkil etmesi için yargı mevzuatına ”yargı içtihatları” olarak geçer ve yargı sisteminde hız , adalet ve eşitlik sağlama yardımcı olur demokratik ülkelerde yargı yaşamın sarsılmaz ve değişmez en önemli parçası olduğu unutulmamalıdır
    7-18/12/2007 tarihinde Zonguldak Devrek te onaylı çarşı iznine çıkan Er Bedri ÖZEK bir aracın çarpması ölmüş ve kendisi şehid sayılmıştır Neden oğlum Er Halil KAYA İslam dininin en yüksek makamlarından olan şehidlik vasfına , onuruna ve şerefine nail görülmemiştir mahrum bırakılmiştır

    8-15/07/2016 yılında Türkiye Cumhuriyetinin seçilmiş hükümetini silahla yok etmek isteyenlere sizin emrinizle sokaklara çıkıp vatan hainlerine canlarını hiçe sayarak tarihimizin en büyük utançlarından birini canlarını feda edecek kahramanlık hikayelerine dönüştürmüştürmüşlerdir Çıkartılan özel kanunla ölenler şehid yaralı olanlara gazilik ünvanı verilmiştir Eğer oğlum merhum Er Halil KAYA hayatda olsaydı 15/07/2016 benimle birlikte demokrasiyi korumak için canını hiçe sayarak sokaklarda hainlere karşı vatanımızı koruyacağımızdan hiç şüpheniz olmasın ve böylece şehidlik ve gazilik makamına nail olacaktı
    9-2016 yılın Diyarbakır sur ilçesinde hain terör örgütü ile çatışan emniyet PÖH mensubu yaralanınca bir zırhlı aracın üzerinde tahliye edilirken tekrardan bir mermiye mağruz kalmaması için hiçbir emir almadan jöh Uzman Çavuş İsmail ERTAN şahsınız tarafından kahramanlık ve şeref madalyası ile onurlandırılmıştır Oğlum merhum Er Halil KAYA bir degil tam dört kişinin hayatını kurtararak kendi hayatını feda etmiştir ve bunlardan biride kendisi gibi askerdir oğlum şehidlik makamına layık görülmeyerek adeta cezalandırılmıştır oğlum jöh uzman çavuştan daha mı az kahraman yada onurludur….
    10-2012 de İstanbul ABD elçiligi önünde açılan ateş sonucu 12 günlük trafik polisi çatışmada öldü fakat özel kanunla şehidlik haklarına kavuştu
    11-24/10/2014 yılında hakkaride onaylı çarşı iznine çıkan 3 asker bir silahlı saldırı sonucu öldüler ve şehid sayıldılar uzman çavuş Ramazan KÖSE , uzman çavuş Ramazan Gözle jandarma er Yunus YILMAZ şehidlik makamına layık görüldüler
    12-15/07/2016 dan sonra askeri mahkemeler kaldırılmıştır ve askeri olaylara ve davalara sivil mahkemelerde yeni düzenleme getirilerek bakılacaktır yüce şahsınızın ve makamınızın getirdigi yetkilerle şehidlik davamızın sivil mahkemelerde tekrardan onaylanarak oğluma şehidlik mertebesinin verilmesini istiyoruz askeri mahkemelerin verdigi yanlış taraflı,insafsız,küçük düşürücü kararın düzeltilmesini talep ediyoruz
    Yukarıda verdiğimiz örnekleri ve gerekçeleri ve içtihatı birleştirici kararları çogaltabiliriz
    Sn Cumhurbaşkanım başkomutanım Oğlum merhum er Halil KAYA toplamda biri asker dört kişinin yaşamlarını kurtarmıştır ve bu uğurda canını hiçe saymış ve ölmüştür kutsal peygamber ocağında
    Cumhuriyetin ilk anayasasında bulunan pek fazla kullanılmayan maddeye göre Babalık hakkımı kullanarak sizin makamınızın gereği yüce şahsiyetinizle görüşmeyi talep ediyorum oğlum merhum er Halil KAYA nın şerefli ordumuzun,peygamber ocağındaki görevi sırasında hayatını kaybetmesiyle ilgili ”şehidlik”makamının onaylanması için istek dilekçemi şahsınıza arz etmek istiyorum ve oğlumun Adana Akkapı aile mezarlığından alınarak Adana Asri mezarlığında bulunan askeri şehidliğe kaidesine uygun şekilde nakledilmesini ve bu onurun KAYA aile verilmesini talep ediyoruz Böylece beş yıldır hiç dinmeyen göz yaşlarımız bir nebze olsun azalacak ve huzur bulacaktır Bu şehidlik makamının onurunu bizden esirgemeyin Saygılarımla Arz ederim 11/10/2016

  2. Bilal kahriman

    Bismilahirahmanirahim bu gunul ferman yazar
    Bismilahirahmanirahim bu gunul fetih eder
    Bismilahirahmanirahim bu dinim dur mayacak
    Bismilahirahmanirahim bu guzler unutmayacak
    Bismilahirahmanirahim bu dertler bitmeyecek
    Bismilahirahmanirahim bu hep ayni dava
    Bismilahirahmanirahim bu iki dudak arasi olmayacak kim olursa olsun hep yanlis siyaset
    Bismilahirahmanirahim isa aleyselam in gelisi olacak artik insan cikarina son simdi devir geldi

    ALLAH DEVRI ALLAHIN BUYRUGU
    BISMILAHIRAHMANIRAHIM ISGAL DAN
    Sonra duzen sonra kurulus sonra engin salih
    Sonra hep sonra bismilahirahmanirahim
    Insanin gunlunu feteden hukum eden o sinsi serin d’en gozeten yaratan allaha sigindim

  3. Merhabalar sayın cumhurbaşkanım ben Ordu da lise son sınıf öğrencisiyim. Ben yurtdışında üniversite okumak istiyorum ama ailemin durumu yok bir tanede kardeşim var ve ailem anca okutabiliyor bizi lütfen bana yardım edermisiniz. Yurtdışında biyomedikal mühendisliği okumak istiyorum ama o kadar pahalı ki ödeyemiyor ailem bunu ve bende hayallerimden isteklerimden vazgeçmek istemiyor bu yüzden şansımı denemek istiyorum bu yuzden böyle bır şey yazıyorum bana lütfen ulaşırmıısınız gerçekten doğruyu söylüyorum evet böyle bir yazıyla beni görüp hadi seni yurtdışında okutalım denmeyecek evet ama ben yinede şansımı denicem lütfen. Gerçekten çok istiyorum ve inanıyorum yapabilirim ama bana yardım edin ki gideyim lütfen. Sizden haber bekliyorum en kısa zamanda olumsuzda olsa lütfen cevap verin.

Söz veya Şiir