Neşet Ertaş Hayatı


Ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in, Bozkırın Tezenesi olarak adlandırdığı Orta Anadolu’nun çığlığı Neşet Ertaş 1938 yılında Kırşehir Çiçekdağı ilçesine bağlı eski adıyla Abdallar yeni adıyla Gırtıllar Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Muharrem Ertaş Arapça bir deyim olan ve “Ortaya çıkmak, kaynağını bir yerden almak, doğmak, özden gelmek” gibi anlamlar taşıyan Neşet ismini verdi oğluna. Muharrem Ertaş, hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice Hanımı genç yaşında kaybetti. Muharrem Ertaş,  ikinci evliliğini Gırtıllar köyünden Döne Hanım ile yapar ve bu evlilikten, Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muhterem adında beş çocuğu olur. Gırtıllar Köyü tamamı abdallardan olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede Abdallar adıyla anılması da bu yüzdendir. 7 kardeşi olan Neşet Ertaş ailenin 2. çocuğudur ve kardeşleri arasında sadece kendisi müzikle ilgilenmiştir. Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş’ın da mirasçısı olduğu Türkmen- Abdal geleneğinin bir parçasıdır. Neşet Ertaş’ın bir okulu olmamıştır ama kendisi bir ekol olmuştur. Neşet Ertaş babası da dahil olmak üzere bütün ustalarını ve kendi kuşağını aşmış, benzersiz bir üslup ve tarz yakalamıştır. Neşet Ertaş, mevcut olan hiçbir şeyle yetinmemiş olup, çaldığı bağlamasını bile farklılaştırmıştır. Bağlama çalma tekniğinden, (tavır) karar perdesine, hatta perde sayısına kadar her şeyi değiştirmiştir. Neşet Ertaş, ” Ben teknik bilmem, nota bilmem, içimden ne geliyorsa parmağım öyle basıyor. Çünkü parmağım yüreğime bağlı, içimden ne geliyorsa onu çalıyorum” der ve kendini tarif eder. Muharrem Ertaş iki yıl ilkokula gitmiş, daha sonra okulu bırakmıştır. Neşat Ertaş, babası Muharrem Ertaş’ın eşek sırtında köy köy dolaşarak para kazanmak için çalıp söylemeye gittiği düğünlerde köçeklik etmiştir. Bu sırada da önce keman, sonra da saz çalmayı öğrendi. Neşet Ertaş babası Muharrem Ertaş ile birlikte gittikleri düğünlerde babasına kemanla eşlik etmeye başladı. Geçimlerini düğünlerde aldıkları paralardan temin eden baba ve oğul birlikte 8 yıl Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Keskin, Yerköy, Kayseri, Yozgat ve köylerini gezerek bu işlerini sürdürdüler. Neşet Ertaş bu işlerle uğraşmaktan okula da devam edememiştir. Neşet Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söylemiştir her zaman Kendi ifadesi ile şöyle der. “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız” Neşet Ertaş kendi çocukluk yıllarını ise şöyle anlatır. ”Babam Kırşehir’den çıkmış, Keskin’e gelmiş, anamınan evlenmiş. Çiçekdağı’nın Gırtıllar eski adıyla Abdallar köyü denilen 20 haneli küçük bir köye gelip yerleşmiş. Ben o Abdallar yeni adıyla Gırtıllar köyünde dünyaya gelmişim. Babam sazıynan sesiynen tanınmış engin gönül , hoşgörüsüynen sevilen bir sanatçıydı. Saz çalmasını Yusuf Usta’dan öğrenmiş. Geçinmemizi sazıyla temin ederdi. Anamı Keskin’den almış, kendisi Kırşehir’li olmasına rağmen uzun yıllar Keskin’de kalmış, Hacı Taşanı yetiştirmiş. Kırıkkale ve Yozgat’ın köylerini, İç Anadolu’nun birçok köylerini sazı omzunda gezmiş, her yerde türküler avazlar bırakmış. 5-6 yaşımda babam beni yanına aldı. Gittiği yerlere beni de götürürdü. Birlikte 8 yıl Yozgat, Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırıkkale, Keskin ve Yerköy’ü köyleriyle beraber gezip düğün çalardık. Geçimimizde verilen bahşişlerden olurdu.” diye anlatır. Neşet Ertaş, sazının ‘oyma saz ve perdeli’ olmasını tercih ederdi. Bağlamalarını da oyma tekne yapan ustalara yaptırmayı tercih eden sanatçı, bağlamalarına da 7 tel takıp, kendi sesine göre akort yapardı. Neşet Ertaş, 14 yaşında iş bulmak için İstanbul’a gitti ama iş bulması kolay olmadı. Karın tokluğuna çalışacağı bir işe girer ve çalışmaya başlar. Neşet Ertaş, bir gün Şençalar Plak adında bir şirkete gider. Şirketin sahibi olan Kadri Şençalar Neşet Ertaş’ı dinler ve çok beğenir. Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş’a ait ”Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adlı türkü ile ilk plağını 1957 yılında Şençalar plak tarafından piyasaya çıkartmış olur. Neşet Ertaş Beyoğlu’nda da bir gazinoda sahneye çıkmaya başlar. 2 yıl İstanbul’da çalışan Neşet Ertaş daha sonra Ankara’ya gelir ve sahne hayatına burada devam eder. Neşet Ertaş, usta elden bağlama çalmasını öğrenmek için Ankara’da bağlama ustası Mustafa Çağlıyan’ın yanına çırak olarak girer ve iyi bir bağlama ustası olur. Üstadının yardımı ile de radyo evine girdi. Neşet Ertaş, Ankara’ da çalıştığı gazinoda Leyla isminde bir kızla tanışır ve hemen evlenir. İki kız ve bir erkek çocukları olur. Ama bu evlilik mutlu sürmez. Neşet Ertaş bu sırada askere gider. 1962 yılında İzmir Narlıdere’de askerliğini yapan Neşet Ertaş askerlik dönüşünde Leyla Ertaş ile süren 7 yıllık evliliğini bitirir ve ayrılır. Plak üzerine plak yapan Neşet Ertaş konserleriyle de bir çok şehri 6-7 defa gezer. Beste ve plaklarıyla çok meşhur olan Neşet Ertaş her yerde aranan bir sanatçı olmaya başlar. Özellikle de Orta Anadolu düğünlerinin değişmez sanatçısı olur. Neşet Ertaş düğünlerdeki içkili sofralar yüzünden alkolün dozunu arttıran Neşet Ertaş’ın sağlığı bozulmaya başlar  ve 1978 yılında parmakları felç olur. Neşet Ertaş’ın müzisyenlikten başka mesleği olmadığı için işsiz ve parasız kalır. Çok perişan bir hale gelen Neşet Ertaş tedavi olacak parayı bulamaz. Neşet Ertaş son çare olarak 1979 yılında Almanya’da bulunan kardeşinin yanına gider ve tedavisini de orada yaptırır. Neşet Ertaş Türkiye’de eşinin yanında olan 3 çocuğunu da yanına aldırır ve mesleğine Almanya’da tekrar başlar. Türklerin yoğun olarak bulunduğu yerlerde gazino ve düğün salonlarında çalıp söylemeye başlar. Neşet Ertaş, Almanya’da bir okuldaki konserinde okul müdürünün dikkatini çeker, okul müdürü Neşet Ertaş’a öğretmenlik teklifi eder, Neşet Ertaş okul müdürüne nota bilmediğini söylese de bu sanat okulunda iki yıl, öğrencilere bağlama dersleri verir. Neşet Ertaş bu öğretmenlik işi sayesinde pasaportumda ‘Saz Öğretmeni’ yazdığını söyler. Kaset ve sahne çalışmalarına Almanya’da devam eden Neşet Ertaş kendisi okula gidemediği için çocuklarının okumaları için elinden geleni yapar. İki kızı, bir oğlu bulunan Neşet Ertaş’ın hanımının ismi Seyhan, çocuklarının ismi ise Döne, Canan ve Hüseyin’dir. Neşet Ertaş, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle Türkiye’ye dönüş yapar. İzmir’e yerleşen ”Bozkırın tezenesi”, Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine verilen Devlet Sanatçısı unvanını, Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor” diyerek kabul etmedi. Neşet Ertaş’a 2006 yılında TBMM tarafından Üstün Hizmet Ödülü verildi. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO da 2010 yılında Neşet Ertaş’ı Yaşayan İnsan Hazinesi olarak ilan etti. Neşet Ertaş’a, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora verilmiştir. Neşet Ertaş’ın türküleri çok sayıda ses sanatçısı tarafından seslendirilmiştir. Yıllarca Kırşehirli Mahalli Sanatçı olarak bilinen Neşet Ertaş’ın çok sayıdaki türküsü Barış Manço, Cem Karaca, Selda Bağcan, Zeki Müren başta olmak üzere pek çok sanatçı tarafından da seslendirilmiştir. Neşet Ertaş türkülerindeki Leyla isminin eski eşi ve çocuklarının anası Leyla Ertaş olduğunu söylemektedir. Ama ayrıldıktan sonra türkülerimde Leyla ismini artık kullanmadığını belirtmiştir. Neşet Ertaş, kendisine ait türkülerin son kıtalarında Garip mahlasını kullanmıştır. Bunun nedenini ise şöyle açıklamıştır. ‘Soyadı yokken bize Garipler derlermiş. Gerçekten de biz garip, yani ezilmiş, hor görülmüş, Abdal diye nitelendirilmiş, aşağılanmışızdır. O gariplik bende kaldığı için garibim diyorum.’ diyerek açıklar. Neşet Ertaş, bozlağın tanımını da  feryattır, ağıttır olarak yapmıştır. Neşet Ertaş’ın sanatını ise şöyle tarif edebiliriz, başta Muharrem Ertaş Usta olmak üzere Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal-Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin en üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi olarak tarif edebiliriz. Son yıllarda sağlık sorunları nedeniyle İzmir ve İstanbul’da çeşitli sağlık kurumlarında tedavi gören ve çeşitli operasyonlar geçiren Neşet Ertaş, tedavi görmekte olduğu Medical Park İzmir Hastanesi’nde  25 Eylül 2012 tarihinde 74 yaşında hayata gözlerini yumdu. Neşet Ertaş kendi yazdığı bir şiirde hayatını şöyle anlatır.
 
TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI
 
bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
kırtıllar köyünde geldin dediler
babama muharrem, anama döne
dediysen atayı bildin dediler
dizinde sızıydı anamın derdi
tokacı saz yaptı elime verdi
yeni bitirmiştim üç ile dördü
baban gibi sazcı oldun dediler
o zaman babamdan öğrendim sazı
engin gönül ile hakk’a niyazı
o yaşımda yaktı bir ahu gözü
mecnun gibi çölde kaldın dediler
zalım kader devranını dönderdi
tuttu bizi ibikli’ye gönderdi
babam saz çalarken bana zil verdi
oynadım meydanda köçek dediler
anam döne ibikli’de ölünce
tam beş tane öksüz yetim kalınca
beşimiz de perişan olunca
babamgile burdan göçek dediler
yürüdü göçümüz tefleğe doğru
bu hali görenin yanıyor bağrı
üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
bunlara bir ana bulun dediler
yozgat’ın kırıksoku köyü’ne vardık
bize ana yok mu diyerek sorduk
adı arzu dediler bir ana bulduk
işte bu anadır buldun dediler
en küçük kardaşı kayıp eyledik
onun için gizli gizli ağladık
üstelik babamı asker eyledik
yine öksüz yetim kaldın dediler
zalım kader tebdilimi şaşırttı
heybe verdi dalımıza devşirtti
yardım etti yerköy’üne göçürttü
biraz da burada kalın dediler
yerköy’den kırıkkale’ye geldik
babam saz çalarken biz çümbüş aldık
kırşehir’e varınca kemanı çaldık
aferin arkadaş çaldın dediler
yarin aşkı ile arttı hep derdim
babamı bir yere dünür gönderdim
başlık çok istemişler haberin aldım
istemiyor yarin seni dediler
kırşehir’de yedi sene kalınca
düğün düzgün hepsi bize gelince
burada herkese yer daralınca
ankara’ya gider yolun dediler
ankara’da (sünnetçi) veysel usta’yı buldum
epeyce eğleştim, evinde kaldım
yüz lirayı verip bir yatak aldım
etti isen böyle buldun dediler
bir ev kiraladım münasip yerde
kaldı kavim kardaş hep kırşehir’de
bu aşk hançerini vurdu derinde
çaresini bulmazsan öldün dediler
yarin aşkı ile döndüm şaşkına
arada içerdim yarin aşkına
canan acımaz mı garip dostuna
bunu da içeriye alın dediler
 
Neşet Ertaş
 
Neşet Ertaş’ın çıkarmış olduğu albümler şunlardır.
 
ALBÜMLERİ:
 
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 – Türküler Yolcu
1992 – Gitme Leylam
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1996 – Polis Lojmanları
1997 – Benim Yurdum
1998 – Gönül Yarası
1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze
1999 – Gönül Dağı
1999 – Mühür Gözlüm
1999 – Zahidem
1999 – Neredesin Sen

Neşet Ertaş Hayatı ile Benzer Yazılar:

25 Eylül 2012 Saat : 11:02

“Neşet Ertaş Hayatı” için 4 Yorum

  1. Misafir dedi ki:

    Türk müziği ustasını yitirdi.
    Muharrem Ertaş’ın “Sazımın Emaneti” dediği güzel insan, aldığı emaneti şerefiyle taşıyarak vefat etti.
    Ruhu şad olsun, eserleri var olsun.
    Allah rahmet eylesin.

  2. ramazan attuğ dedi ki:

    olmamişşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş

  3. Hayati Karataş dedi ki:

    Nerde bir türkü çığıran görürsem,yanına oturacağım.Kötü insan değillerdir.diyor Neşet Ertaş hoca

Neşet Ertaş Hayatı Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Blogroll

Son Yorumlar

%d blogcu bunu beğendi:

Söz ve Şiir sitesi bir bilgi ve kültür sitesi olup, sitenin kuruluş amacı geçmiş ve gelecek arasına sözlerden ve şiirlerden oluşan yıkılmayacak bir köprü kurmak ve yaşayanları, yaşamışları, yaşananları unutmamak ve unutturmamaktır. Söz ve Şiir sitesinin herhangi bir kar amacı olmayıp, toplum yararına kurulmuş olan vakıf, dernek ve hayır kuruluşları hariç kar amacı güden hiçbir yapının reklamına sitede yer verilmeyecektir. Site içerisinde yer alan eserler internet ortamındaki ilgili internet sitelerinden veya konu ile ilgili görsel ve yazılı kaynaklardan derlenmiştir. Sitemizde yer alan eserlerin telif (yayın) hakları eser sahiplerine veya yasal temsilcilerine ait olup, eserlerinin sitemizde yayınlanmasını istemeyen eser hak sahiplerinin sitemize iletişim kutusundan bildirimde bulunmaları halinde söz konusu eserler en kısa zamanda sitemizden kaldırılacaktır.

Personal