Posted on

Hadisi Şerif

Nefs, kelimesi tasavvufta iki manaya gelir. Hayvani nefs ve insani nefs manalarına gelir. Hayvani nefs, bir şeyin özü, zatı, kendisi anlamındadır. Hayvani nefs, yaradılmışlar alemindendir . İnsani nefsin bineği ve bütün şehvetlerin kaynağıdır. His, hareket ve hayat kaynağıdır . Hayvani nefs, beş duyu organı ve diğer kuvveler vasıtasıyla hayatı, eşyayı kavrar. İnsani nefs, Rabbin emrinden olan insani ruh, manevi sıfat anlamındadır. Hayvanlarda bulunmayan bu nefse, konuşan insani nefs , nefs -i natıka da denir. Emr Alemindendir. Allahu Teala tarafından insana üfürülen ruh, bedene taalluk edince  nefs  adını alır. Yeri iki kaşın arasıdır. İnsanın içi ve dışıyla irtibatlıdır. Asıl hakimiyeti beyin ve manevi bir latife olan kalp üzerindedir. Yürek dediğimiz kanı pompalayan maddi kalple de irtibatlıdır. Bu nefs hayvani nefse mağlup olursa, hayvanların aşağısında şeytanların mertebesine düşebilir. Mevla’nın yardımıyla hayvani nefse galip gelirse, ruhanileşip meleklerden üstün mertebelere çıkabilir.Şayet kalp nefse tabi olursa, o zaman hayvanî nefs ; toprak, su, hava, ateş lâtifelerinin yardımıyla ruh lâtifesinin yolunu keser. İnsanı mütemadiyen aşağılara doğru çeker. Toprak, ibadette gevşekliğe ve Allah’ın emirlerine uymamaya sevk eder. Su, riya ve münafıklığa götürür. Ateş, gazap, kin, hiddet, intikama yöneltir. Hava ise, kibir ve benliğe sevk eder. Böylece nefs , askerleriyle birlikte akıl ve diğer lâtifeleri emrine alır.
 
Cehennem nefse hoş gelen şeylerle kuşatılıp örtülmüştür. Cennet ise zorluklar ve nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.
Hz. Muhammed (s.a.s)
(Buhârî, “Rikâk”, 8; Müslim, “Cennet”, 1)

Söz veya Şiir

%d blogcu bunu beğendi: